0

Sepetiniz

Sepette ürün yok.
İskoc Algae

Çinko

İnsan vücudu protein, yağ ve su ile birlikte bir takım inorganik maddeleri de içermektedir. Bu maddeler vücudun yapısına ve fonksiyonlarına eşlik ederler ve eksikliklerinde sağlık üzerine olumsuz etkileri görülebilmektedir. Yani yaşam olayları için bazı anorganik element ve iyonların vücutta bulunmaları gerekmektedir [1]. Canlılarda hücrelerin proliferasyon, replikasyon ve farklılaşması için aminoasitler, glukoz, yağ asitleri ve vitaminler yanında minerallere de ihtiyaç bulunmaktadır. Bitki ve hayvanlarda önemli fizyolojik etkileri olan ve çok sayıda biyolojik işlevde rol oynayan çinko, elzem iz elementlerden biri olup insan beslenmesinde önemi olan bir mikro besin öğesidir ve insan vücudunda çok sayıda enzim sistemi ile ilişkili bulunmaktadır [2]. Çinko insan vücudunda demirden sonra en çok bulunan ikinci iz elementtir ve vücutta 300’den fazla enzimin fonksiyonu için gereklidir. Protein ve nükleik asit sentezi, gen ekspresyonu, DNA sentezi, enzimatik kataliz, hormonların depolanması ve salınımı, nörotransmisyon, hafıza ve görme, büyüme ve gelişme, V. Akdeniz, Ö. Kınık, O. Yerlikaya, E. Akan Akademik Gıda 14(3) (2016) 307-314 308 tat ve koku duyusu gibi pek çok metabolik olaya katılmaktadır. Esansiyel olmasının yanında fazla miktarda alındığında toksikolojik etki de gösterebilmektedir [3-7]. Çinko bağışıklık sistemini de çok yönlü etkiler. Doğuştan gelen bağışıklık hücrelerinin, nötrofillerin ve öldürücü hücrelerin gelişimi ve işlevi için önemlidir. Makrofajlar, fagositoz ve sitokin üretimi, T ve B hücrelerinin büyümesi ve işlevi de çinko eksikliğinden etkilenir. Ayrıca çinko antioksidan özelliği sayesinde bağırsaklarda meydana gelen sindirim olayları sırasında serbest radikallerin neden olduğu hasarın önlenmesinde rol oynar [8]. Çinko yaraların iyileşmesi için gerekli bir element olup, enfeksiyonlara karşı direnç oluşmasında da çinkonun katkısı bulunmaktadır. Çinkonun bu etkilerinin özellikle hücre rejenerasyonu ve immun sistem fonksiyonlarında önemli rol oynadığı ve çinko eksikliğinin pek çok enfeksiyonun gelişiminde bir risk oluşturduğu bilinmektedir. Ayrıca biyolojik membran stabilitesinde etkinliği, enzim aktive etme yeteneği, oksin hormonunun sentezi gibi fonksiyonları nedeni ile direkt olarak verimi ve kaliteyi etkileyen bir elementtir. Anne ve çocuk beslenmesi üzerine de etkisi önemli olup yapılan çalışmalar çocuk ölümlerinin ve sakatlıklarının ~%4’ünden çinko eksikliğinin sorumlu olduğunu göstermektedir. Çinko eksikliği çocuk hastalıklarında ve ölümlerinde önemli bir risk faktörüdür [6, 9-11]. Yetersizliğinde; fiziksel olarak büyümede gerilik (cücelik), cinsiyet organlarının gelişmesinde gecikme, hastalıklara dirençsizlik, yaraların iyileşmesinde gecikme, tat ve koku algılamada bozukluklar gibi belirtiler görülmektedir [12]. Çinko vücutta pek çok temel fizyolojik fonksiyonda yer aldığından eksikliği ciddi hastalıklara yol açar. Beslenme alışkanlıkları, besin yetersizliği, parazit enfeksiyonlar hatta çevre kirliliği gibi pek çok faktör vücutta çinko düzeyinin düşmesine neden olur. Kalsiyum, metal kompleksleri, proteinler, fitat, buğday kepeği, lignin ve hemiselülozlar da vücutta çinko emilimini etkilemektedir [13]. ÇİNKO ve İŞLEVLERİ Çinko yeryüzünde en bol elementlerden biri olup mavimsi-beyaz renktedir, atom numarası 30, atom ağırlığı 65,4’tür ve yerkabuğunun yaklaşık %0,02’sini oluşturmaktadır. Periyodik tabloda bir geçiş elementidir ve sahip olduğu kimyasal özellikler sayesinde biyolojik sistemlerde önemli ve yararlı etkileri bulunmaktadır. Çinko kararlı bir yapıya sahiptir ancak yapısı kolayca değiştirilebilir, organik moleküllerle kompleks oluşturur, böylece özel proteinlerin, hücre zarının ve nükleik asitlerin üç boyutlu yapısında birçok değişiklik yapma ve pek çok enzimin katalitik özelliklerini ve hücresel sinyal iletimini etkileme kabiliyetine sahiptir [14]. Çinko iki değerli bir katyondur ve nispeten toksik olmayan metal olarak kabul edilir. Yüzlerce biyolojik tepkime için elzem olup sağlıklı bir beslenmede mutlaka yer almalıdır. Yaş ile birlikte vücutta birikmez. Bakır (Wilson hastalığı) ve demir (hemokramatoz) gibi metallerin aksine vücutta aşırı çinko birikimine sebep olan bilinen genetik anormallikler bulunmamaktadır. Homeostatik mekanizma çinko emilim eğilim yükünü düzenler böylece artan alıma göre azalan emilim ve artan atılım gerçekleşmektedir. Antioksidan etkisi bulunmaktadır. Tedavi amaçlı günlük önerilen dozlardan daha fazla alınması önemli bir patolojik etki yaratmamaktadır. Deney hayvanlarına günlük önerilen dozdan 100 kat fazla çinko verildiğinde dahi önemli bir patolojik etki yaratmamaktadır [4, 15]. Normal insan kanındaki çinkonun %75-88’i eritrositlerde, %12-22’si plazmada, %3’ü ise lökositlerde bulunur. Plazmadaki çinkonun %80’i albumine ve %15’i makroglobuline bağlı olarak bulunur. Transferrin, seruloplasmin, haptoglobulin ve gamma globuline de bağlanır. Plasmadaki bütün çinkonun %2-3’ü yüksek çözünürlüktedir ve bunların çoğu aminoasitlere bağlıdır, iyon halinde bulunmaz. Aminoasitlerden histidin, glutamin, treonin, sistein ve lisin en çok çinko bağlayanlardır. Çinko, sistein amino asitine bağlanabilmekte, neticede de sistein içeren her protein yapısında ve işlevinde önemli rol oynamaktadır. Çinko, lipid peroksidasyonunun kontrolünde etkilidir, ayrıca hücre içi sitozolik çinkoya bağımlı süperoksit dismutazın kofaktörüdür. Eritrositler, çinko içeren karbonik anhidraz gibi enzimler yönünden zengin olduklarından eritsositlerdeki çinko miktarı yüksektir. Serumda çinko konsantrasyonu, plazmadakinden yaklaşık %16 daha yüksektir. Bu fark; pıhtılaşma sırasında trombositlerin parçalanmasına, plazma dilüsyonunun hafifçe yüksek olmasına ve hemolize bağlı bulunmaktadır [7, 16]. Çinko organizmada demirden sonra en çok bulunan iz elementtir. Yetişkin bir insanda ortalama 2-3 g çinko bulunmaktadır ki esas olarak kas, kemik, karaciğer, prostat, semen, böbrek, retina, beyinde hipokampus ve eritrositlerde yer almaktadır. Çinkonun %60’ı kasta, %5’i karaciğerde, %20-30’u kemikte ve %1.6’sı beyinde bulunur. Deri ve saçtaki çinko oranı %6 olup metabolizmaya katılamaz. İhtiyaç halinde kastaki ve kemikteki çinko sistemik metabolizmaya katılabilir. Bir hücredeki çinkonun %40’ı hücre çekirdeğinde, %50’si sitoplazma ve organellerde, %10’u da hücre zarında bulunmaktadır. Çinko iyonları hidrofiliktir ve hücre membranından pasif difüzyon ile geçemez. Bu nedenle çinkonun hücreye alınması veya hücreden dolaşıma geçmesi için özel taşıyıcı sistemler gerekmektedir. Çinkonun hepatositler, intestinal hücreler, fibroblastlar, endotelyal hücreler ve plasental hücreler gibi farklı hücrelere alınımıyla ilgili yapılan çalışmalar bu hücrelerde özel taşıma sistemlerinin olduğunu göstermektedir [7, 14, 16, 17]. Çinko organizmanın tüm doku ve organları yanında vücut sıvısında da yer almaktadır. Önemli proteinlerin yapısına girer. Enzim moleküllerinde ve pek çok protein ve biyomembranlarda özel yapısal rolü vardır. Enzimlerin aktif bölgelerine bağlanarak bazı reaksiyonlarda rol alır. Hücre içi yapılarda düzenleyici olmasının yanında moleküler etkileşimlerde proteinler için yapısal destek sağlar. Biyolojik membranların ve iyon kanallarının stabilitesini ve bütünlüğünü korur. Genetik yapıyı düzenleyici proteinlerde ve nükleik V. Akdeniz, Ö. Kınık, O. Yerlikaya, E. Akan Akademik Gıda 14(3) (2016) 307-314 309 asitlerde yapısal öneme sahip bir element olarak hücresel metabolizmada önemli işlevleri vardır. Protein, lipid, karbonhidrat, nükleik asit ve hemoglobin sentezinde, vücuttaki yapılarda ve olaylarda çok önemli görevleri vardır [3, 4, 18]. Çinko oldukça fazla gıdada bulunan bir elementtir. Bir porsiyon istiridye diğerlerinden daha çok çinko içerir. Çinko bulunduran diğer faydalı gıdalar: kırmızı et, kümes hayvanları, kabuklu deniz ürünleri, fasulye, fındık, bütün hububatlar, zenginleştirilmiş kahvaltılık tahıl ürünleri ve süt ürünleridir. Çinkonun hayvansal proteinlerin fazla olduğu gıdalardan emilimi bitkisel proteinlerin olduğu ürünlerden daha kolaydır. Çinkonun vücuttaki elverişliliği (vücutta bulunabilirlik ve kullanılabilirlik oranı) ette, sütte ve denizden elde edilebilen gıdalarda oldukça yüksektir çünkü bu gıdalar çinkonun emilimini azaltıcı maddeler bulundurmamanın aksine emilimi arttırıcı bazı aminoasitleri (sistein ve metiyonin) bulundurmaktadırlar. Fitatlar; tahıllı ekmeklerde, tahıl ürünlerinde, baklagillerde ve bazı diğer ürünlerde bulunan ve çinkonun emilimini azaltan bir maddedir, bu nedenle tüm tahıl ürünlerinde ve bitkisel proteinlerde bulunan çinko vücutta daha az etkilidir. Mayaların enzimatik aktiviteleri gıdalardaki fitik asit oranını düşürür bundan dolayı mayalanmış tahıl ekmeklerindeki çinko vücutta, mayalanmamış olanlardaki çinkodan daha etkilidir [19]. Çinko ve Metaloenzimler Çinko, insan organizmasının 300 enziminin yapısında bulunduğu için eksikliği bu enzimlerin işlevini düşürmektedir. Bunların başlıcaları ve en önemlileri şunlardır: DNA ve RNA’nın replikasyon ve transkripsiyonunda rol oynayan polimeraz enzimleri, terminal deoksiribonükleitidil transferaz, timidin kinaz, süperoksit dismutaz, eritrositlerde karbondioksit alışverişini sağlayan karbonik anhidraz enzimi, bağırsaklarda protein hidrolizi için gerekli olan karboksi peptidaz enzimi, karaciğerin dehidrogenaz enzimidir. Bunların dışında takriben 300 katalitik olarak aktif çinko içeren enzim ve 2000’den fazla çinkoya bağımlı transkripsiyon faktörü gen ekspresyonunda rol alır. Çinko eksikliği çinkonun antioksidan olması ve peroksizom proliferatör reseptörünün (NF-kB) kritik bir komponenti olması sebebiyle endotelyal hücre aktivasyonuna zarar verir. Aldolazlar ve fosfatazlar ile değişik proteinlerin oluşumundaki 500 peptidin yapısında çinko olduğu (özel çinko halkası yaparak) bilinmektedir. Şeklinden dolayı bu motif çinko parmak motif olarak adlandırılmakta ve bu hali ile DNA’nın çift heliksine girerek çinko nükleik asitlerini yapmaktadır. Genetik materyalin kodlanmasında ve iletilmesinde bu çinko proteinleri rol alır [8,16]. Protein, Nükleik Asit Metabolizması, DNA ve RNA Sentezi Çinkonun, insanlar için hayati önemi olan protein metobolizmasında ve nükleik asit sentezinde önemli rolü vardır. Eksikliğinde hücre yapısında değişimi sağlayan mekanizmalar dolayısı ile hücre çekirdeğindeki kromozom yapısına giren DNA ve RNA’nın yapısı bozulmaktadır. DNA sentezi için gerekli polimeraz aktivitesinde çinko elzemdir. Beslenmeye bağlı olarak çinko eksikliği DNA sentezini bozarak gelişme geriliğine neden olmaktadır. Çinko eksikliği hücrelerin toplam RNA içeriğini değiştirmez fakat mRNA kompozisyonunu etkiler. Böylece biyolojik açıdan çinko, nükleik asit ve diğer gen regülatör proteinlerinde yapısal element olarak yer alır [18, 20].   http://www.academicfoodjournal.com/archive/2016/issue3/pages307-314.OKinik.pdf

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Awesome Work

You May Also Like

×